ve ben artık ellerimden sakince dökülen kum taneleri, ayaklarımın ucunda biten deniz, yazdığım tüm sözler silinir ve herşey geriye alınır zamanda, akrebi, yelkovanı tutan ellerim parçalanır ve bir anda düşerim zamanın boşluğuna, kimse duymadan. uzun bir boşluk hayallerin de ötesinde, karanlık yağmur damlalarını andıran yakıcı düşler var oralarda kırılmış, yaralayan, hırçınlaştıran düş parçacıkları yayılıyor kafamdan aşağıya usulca konuyorum tarif edemediğim yumuşak bir yere düşüşüm yumuşakken karşılanmam bir o kadar da sert ve ağır oldu kovuldum adını bile koyamadığım bu gezegenden kafamı zorla yukarıya çevirdiler taa ilerisine -burada olmaman gerek, muhafızları çağırın hemen diye bir ses geldi gözlerimi açtım yanaklarımdan kocaman kocaman çekiştirdiler evet kocaman bir gülümseme bu, hissettim, olmam gereken yerdeydim geçmişte değil beni bekleyen şu karşmdaki ucu görünmeyen hayallerim, aşk...